Pages

Subscribe:

CEVŞEN DUASI

B
AŞK KALEME DEĞİNCE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
AŞK KALEME DEĞİNCE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Eylül 2016 Pazartesi

Gökkuşağının şimşekle aşkı.. Sedona Arizona.



AŞK !..Her renkten ,her duygudan hissetmeye başladığında gökkuşağı gibi olmak demek,rengarenk ;) ... Hazan Mevsiminde.

12 Şubat 2015 Perşembe

15 Ocak 2015 Perşembe

AŞK KALEME DEĞİNCE-XXIII








Araf’tayım. 

Elimde iki ucu keskin bir bıçak ve alabildiğine sıkmışım avucumu. Düşünceler kemiriyor beynimi. Uykularımın katili düşünceler. 

Oysa yabancı değilim bu ruh haline. Daha önce geçtim bu yoldan, daha önce dinledim bu şarkıyı, daha önce de okudum bu kitabı. 

İlk ıssızlığım değil bu. 
İlk kovuluşum, ilk örselenişim değil.
Gururumu sermişim yarin ayağına…İlk ezilişim, ilk çiğnenişim değil. 

Araf’tayım… 

Dalından koparılmış bir yaprak veyahut akıntıya kapılmış bir saman çöpü gibi.Orta yerindeyim hayatın savunmasız. Mantığım paslı bir hançer gibi saplanmış yüreğime…

İyi, kötü…
Güzel, çirkin…
Doğru, yanlış…

İç içe geçmiş her şey… 

Bir yanım şen şakrak gülerken, ürpererek ağlıyor diğer yanım. Düşünüyorum da ezelden ebede üryanım.İmdadıma yetişiyor gönlüme rayiha dizeler….

Üryan geldim gene üryan giderim
Ölmemeye elde dermanım mı var
Azrail gelmiş de can talep eyler
Benim can vermeye fermanım mı var

Araf’tayım... 

Yaşadığım her şey bir film şeridi gibi geçiyor yüreğimden. Bir anını bile atlamadan adeta yeniden yaşıyorum. Tutsak bir nehir gibi dolmuşum taşıyorum. 

Bir yanım sus diyor 
Alabildiğine sus…
Tutsak kalsın sevgiler
Vicdanlar mahpus…

Git diyor diğer yanım
Ardına bakmadan git
Bitsin bu sevda
Bozulsun bu ahit

Ve yüreğim…

Diren diyor… 
Kal…
Bitmesin bu sevda…
Bitmesin bu masal…

Araf’tayım 

Ellerim semada, dilim duada…

Uslanmaz deli yüreğim, 
Yârin yollarına tûrab
Ben beni bıraktığım zaman,
Sen beni bırakma Ya Rab… 


♥Hazan Mevsiminde ♥

11 Aralık 2014 Perşembe

AŞK KALEME DEĞİNCE -XXII ♥



#hijab ❤•♥.•:*´¨`*:•♥•❤







Gün; vefasız bir sevgili gibi alıp başını gidince, bir ben kalıyorum tenhasında gurbetin.


Kucağımda yıpranmış bir kitap, zihnimde düşünceler, yüreğimde hüzün.



Ve nereye baksam sen varsın, her yerde yüzün.



Dudağımda büyüyor öksüz bir türkü, sarıp sarmalıyor tüm benliğimi: “Gurbet elde bir hâl geldi başıma / Ağlama gözlerim mevlâ kerimdir…”



Öylesine çeviriyorum kucağımdaki kitabın sararmış sayfalarını, okuduğum tek bir satırı bile anlamadan üstelik.



Ne türküler merhem oluyor yarama, ne heceler, ne şiirler sarıyor beni, ne de tenhasında yüreğimi sakladığım geceler.



Ben bana tutsak, ben bana hücre ve sığınıyorum içime…



Üşüyorum…



Biliyorum ki hiçbir şey ısıtmaz yüreğimi, yârin sesinden başka.



Düşüyorum…



Gecenin kirpiklerinden damla damla, o sonsuz aşka…



Düş/ün/üyorum...



Ferhat, Şirin’e ulaşmak arzusuyla her gün deldiği dağların, sabah kalktığında eski halini aldığını görse yine de aynı hevesle, aynı arzuyla o dağları delmeye çabalar mıydı?



Ya Kays?



Kendini “Mecnûn” eden Leylâ’nın öfkesine dûçar olsaydı her dem, yine de “Leylâ” der, yürür müydü çöllerde?



Yüreğimde bir yetim ağlaması: “Derman arar iken, derde düş oldum/Ağlama gözlerim Mevlâ kerimdir…”



Alnımın yazısı… Yüreğimin sızısı…



Yüreğim ayan sana, işte budur hali

Düşen seçemezmiş, tutunacağı dalı..


Yüreğimle haykırıyorum, yüreğinle duy beni: 



"Bende (Mecnun)Leyla’dan fûsun aşıklık istidadı var

Aşık-ı sadık benim( Mecnun)Leyla'nın ancak adı var…"





4 Aralık 2014 Perşembe

Aşkın katili..

 



Ölü cesetler,ölü ruhlar..
Bana aşkın katili diyorlar...!
Hazan Mevsiminde

3 Aralık 2014 Çarşamba

Yarim Haziran -> ♥







Kimbilir kaç baharı birlikte uğurladık seninle...

Kimbilir kaç yazı karşıladık kan ter içinde...
İlhamısın ergenlik şiirlerimin, o ilk Haziran’dan beri...
Yaşgünlerimin fener alayı, ilkyaz günahlarımın tanığısın...
Tanığısın yüzüme düşen gözlerin, tenime değen ellerin...
Senle başlayıp, sende bitirdim bunca yılı...
Sendin hararetli yılsonu muhasebelerimin değişmez takvim yaprağı...
Tutkunum sana... sadık, itaatkar ve hayran.. ...
Yarim Haziran...!


  ***


Hasretle bekleyip iple çektim gelişlerini çoğu zaman...
Sen hep iki bahar arasında, hazlar zamanı çıkageldin; eteklerinde ilkyaz
coşkuları ve isyanlarla...
Haziranlarda aşık, haziranlarda pişman, haziranlarda ergen ol¤dum.
İşte burada yıllar yılı getirip, iadesiz taahhütsüz önüme atıverdiğin eski yaşlar... kimi hakkınca yaşanmış, kimi belki hiç yaşanmamış... kimi çocuk, kim genç, kimi olgun...
Her serin baharın ardından yaz kokulu yıldız müjdeler taşıdın bana... hararetli ve çıplak Temmuz akşamları vadettin... peşisıra hazan geldiğini hissettirmeksizin bir süre...
Gün oldu tomurcuk olup çiçek çiçek boy verdin; gün oldu şiddet yüklü bir öfke bulu¤tuna tutunup seller yağdırdın gecikmiş bahar dallarının üzerine... hazırlıksız... insafsız...
Öncesiz ve sonrasız aşklarda oyaladın beni...
Kimi gerçek, çoğu yalan...
Zamanla ibadet eder gibi sevmeyi öğrettin...üzerine kırağı düşmüş beyaz bir gül kadar taze... bir o kadar kusursuz...
Anladım ki, Haziran'da sevmek yaman...
Yarim Haziran..!


 ***


Ocaklar kurdum sıcacık... Aşım, eşim, işim oldu katıksız, riyasız... Oğullar ve gecikmiş heyecanlar verdin bana...
Gidemediğimiz uzak denizleri çocuklarımıza isim yaptık... onlar yüzsün diye yüzemediklerimizi...
Geride kırık dökük onlarca Haziran bırakarak karşıladık yarınları... Ve sen bağışladın hatalarımı yılsonu bilançolarında... Sorguda ele vermedin beni... Tanıyamadılar kimlik tesbitinde bedenimi, kalbimi...
Kimbilir kaç sırrı sakladın... kaçını ele verdin... o gecikmiş hesaplaşmalarda...
Sen ilkyazdan alıp güze açarken kapılarını... ben yazın sarhoşluğundan sonbahar serinliğinde aydım.
Seni beklerken kendime vardım.
Yadsıyamam: Sevildim ve sevdim çoğu.. zaman...
Müsebbibi sensin... Yarim Haziran...!


 ***


Kalbim büyüse de büyümedi içimdeki çocuk..
... ama zamanla olgunlaştı Haziranlarım
Yeni gelenler sonbahara daha yakın şimdi...
Eski mektuplar ve sepya renkli fotoğraflarla dolu bir albümde hayatım... Haziran doğumlu...
Kulağımda bir şiir Hasan Hüseyin'den artakalan:
'"Sokaktayım/gece leylak ve tomurcuk kokuyor/yaralı bir şahin olmuş yüreğimi uy anam anam.../Haziran'da ölmek zor\"...
Lakin doğmak da zor Haziran\'da...
Yaz kapıyı çalsa da;
... biliyoruz sonu hazan...
Yine de seviyorum seni...
Yarim Haziran..!

CAN DÜNDAR

AŞK KALEME DEĞİNCE -XXI ♥




To sit and relax awhile watching the autumn leaves falling- peace, calm and serenity .......






Ey Aşk!.. 


Bazen eski bir kitabın sararmış sayfaları arasında, bazen katran gibi üzerime çöken gecenin zifir karasında, bazen de yüreğimin kapanmayan yarasında…

Ama hep bir ana ceylanın vurulmuş yavrusuna su aradığı gibi sızımla…
Şiirleri mavzer, heceleri kurşun eyleyen şairler gibi, kalemimle, yazımla…
Ezgileri aşkın narıyla harlandıran ozanlar gibi türkülerimle sazımla.. 

Seni, yalnız seni aradım..

Ey Aşk !..

Kutlu ülküler uğruna pusatlanmış bahadırlar gibi, sabrımı kuşandım ve sevgimi azık eyleyip düştüm yollara yalın yürek.

Ayaklarım şerha şerha, yürüdüm iklimler boyu. Çile yoldaşım oldu, acılar kelepçem. 
Ve işte sevgiliye böyle yazıldı pulsuz dilekçem. 

Nice ağıtlar dinledim, nice kitaplar okudum. Hicranımı gecelere ilmik ilmik dokudum. 
Bilsen kaç korku kaldırdım tozlu raflara. Bilsen kaç türküyü yetim bıraktım. Oysa ben hep gözden uzak, hep gönülden ıraktım.

Ey Aşk !..

Okun hep beni mi seçer
Nazın tek bana mı geçer
Sona bir adım kala hep başa döndürdün. Umudumu, ışığımı, ferimi söndürdün. Bilsen beni kaç kez öldürdün.

Yaradan aşkına söyle…

Kapında köle kul mu olmadım
Basıp geçtiğin yol mu olmadım
İbrahim oldun göl mü olmadım
Mecnun’a Leyla, çöl mü olmadım

Dilimde ismin, tespih gibi tekrarım
İnandım, idrak ettim işte ikrarım

A cıya
Ş ikayetsiz
K atlanmakmış aşk…

Yaralı gönlümün yoktur gayrı talibi
Anladım, tek sensin bu oyunun galibi
Kendimi de koysam ayağımın altına 
Yine de çıkamam omzunun hizasına 






20 Kasım 2014 Perşembe

AŞK KALEME DEĞİNCE -XX ♥











“Gurbet o kadar acı / Ki ne varsa içimde

  Hepsi bana yabancı / Hepsi başka biçimde”



Sensizliğin nabzını tutuyor odamdaki saatin tik takları. Gurbet ele gece, erken mi iniyor ne? Gece yarısını çoktan geçmiş vakit. Ben yine uyumayı unutmuşum. Yetmemiş, uykuları uyutmuşum. Uyku, gözlerime sıla kadar ırak. Kala kalmışım tenhasında gecenin.



Ezelden ebede can yoldaşım yalnızlık, yine yalnız bırakmıyor beni. Kanlım gibi tutuyor yakamdan. Unutmaya, uzaklaşmaya, kurtulmaya çalışıyorum ama nafile. Kara bir gölge gibi hep peşimde.



Beş duyu, dört yön, üç boyut.. Ne varsa hepsine darılıyorum.  Dudağımda yetim bir türkü, hançer gibi saplanıyor sessizliğin bağrına:



“ Ne isyan edersin zülfü sırmalım
   Uykular geldi de kovdu mu gözüm ”



Ezgiler kanatlanıyor nâme nâme. Ve lakin merhem olmuyor yaralı gönlüme. Hüzün kuru bir ayaz gibi iliklerime işliyor.



Üşüyorum…



Canım cendereye giriyor. Görünmeyen bir çift çelik elin kıskacında yüreğim. Minik bir kuş mahpus sanki göğüs kafesimde. Çırpınıyor, hazin hazin atıyor. Ve hasretin kırık bir kaburga gibi. Her nefesimde ciğerime batıyor.



Gökyüzü gönlümün aynası
Bugün yıldızsız
Ruhum kadar karanlık, 
Yüreğim kadar ıssız
Düşüncelerin anaforunda 
Çalkalanıyor beynim
Dün nerdeydim, 
Bugün nerdeyim



Uzaklardan gelen buğulu ve cızırtılı bir ses, pimi çekilmiş bir el bombası gibi düşüyor can evime:



“Eriyorum git gide 
 Elveda her ümide
 Gurbet benliğimi de
 Bitirdi bir biçimde        



 Ne bir arzum ne emelim
 Yaralanmış bir elim
 Ben gurbette değilim
 Gurbet benim içimde”



Yüreğime tercüman oluyor bu “Uşşak” şarkı. Şimdi hüznün adı hasret. Şimdi hüznün adı gurbet.



Yıkılası, yok olası gurbet…



Ve anlıyorum ki
Garipler ufkunda
Sensizliğin zirvesindeyim
Cümle alem bayramın
Ben hüznün arifesindeyim



…



Ne deliyim, ne divane. Varlığınla her dem bayram yeri yüreğim, yokluğunda virane. 



Bunca hasret yetişir sevdiğim.



Gel gayrı
Yüreğime dol
Ben  kurbanın olayım
Sen  bayramım ol


14 Kasım 2014 Cuma

AŞK KALEME DEĞİNCE -XIX ♥

  

Gözlerimde bir ışık,yüreğimde bir kıvılcım,ürkek bir var oluş

Her şeyden vazgeçerek uzaklara çok uzaklara gitmek;yanımda sadece yüreğim

Hepsi bu:

Yalın ayak ...

Çıkılmış bir yolculuğun ilk durağında cebimde eski masalların hala geçerliliğini koruyabilmiş biletleri...

İki vapur bileti

Uzun uzak yolculuklar -yolculuk yolları

Ne çok yol- ne az varış

Nelerden geçtik vakitsiz ... en yeni yerlerimizi birbirimize borçlanarak..susarak...

Rüzgarın dalları sardı bir ikindi vakti...gözlerim aradı gözlerini.......var yok bilmez bir çocuk isteğiyle.

Bir nefes duydum ölmeden önce ...

Biliyor musun hayaller işitilirde....

ben seni aradım seni ilk kaybettiğim yerde....

Orada yine konuşuyorlardı yüksek dallar ve karlı rüzgar...yine işitemedim söylediklerini..

Yüzüme çarpan tanelere hak vere vere yürüdüm

yüzümde iki damla tutunamamışlık...

Şimdi yüreğim kapağı çimlerin üstüne düşmüş bahçe lambası....şimdi kör dinlemesi...

Yaslandığım ağaçtan uğultusunu dinliyorum  içinden geçtiğim yaralı ormanların.....

İki kara orman yüreğim elimde...

Artık kelimeler ağır çekim...

Belki de başka bir takvimde...

Sarılmak üzere.

HM
 ................................................


13 Ekim 2014 Pazartesi

AŞK KALEME DEĞİNCE - XVIII ♥















Yalnızlığa methiye düzdüğün isyan karası gecelerde dahi terketmeyecek sevdam seni. Ki sen bile bırakmışken seni. Bağdas kurup oturacağım hayallerinin orta yerine.


Davetsiz kurulacağım gönül sofrana. Mısralar yudumlayacağım avuç avuç. Kovsan da gitmeyeceğim rüyalarından.



Sen bana yasak.... 

Ben sana tutsak... 
Yanlış zaman 
Ve mekanların
Sevda kelimesi sen 
Beste beste 
Türkülerimin hecesi sen 
Sen kutup yıldızı 
Sen gönül hırsızı 
Sen en güzel sevda fırtınası..



Güneş olup doğacağım gecelerine. Aydınlatmadık tek bir nokta bırakmayacağım gönlünde.  Renkli bir gölge olup ardın sıra düşeceğim yollara.  Karlı kış günlerinde tutup saçlarından baharlar getireceğim sana.



Kaf Dağı'nın ardına  gitsen, Zümrüt-ü Anka olup geleceğim peşinden. Kurtulamayacaksın sevdamdan.



Sen mevsim ol ben baharın olacağım. Yağmur olup damla damla camlarına vuracağım.



Buğulu gözlerle izleyeceksin beni.  Bir şeyler düğümlenecek boğazına.

Kimi zaman romantik bir şarkının nağmelerinde bulacaksın beni, kimi zaman okuduğun bir kitabin tozlu sayfaları arasında.



Ama hiç bir zaman arama ihtiyacı hissetmeyeceksin, hep yanında  olacağım.



Çünkü ben, buğulu gözlerinin hapsinde, müebbet muhabbete mahkum bir forsayım. 



Düşüncelerim prangalı, 

Duygularımda demir bilezik.. 
Aklim firari, 
Fikrim firari.. 
Yüreğim 
Tutsağı yüreğinin



...



Ben ki suyu ıslattım

Ateşi yaktım
Hatırla yâr
Mevsim ilkbahardı
Yağmurun ıslattığı
Bir Mayıs sabahı
Zaman durdu..( 01.05.1989 )

30 Eylül 2014 Salı

Uslanma hiç hep deli kal..Büyüme sakın çocuk kal...(◕‿◕✿)





Bazen çocukluk anılarıma gidiyorum,çok özlediğim keşke hep o zamanda kalmayı istediğim yıllar.Aslında öyle şatafatlı bir yaşam değil di ama özdendi,candandı.Çocukken oturduğum yer şehirde olmasına rağmen köy gibiydi.Komşular sıcaktı,yuvalar çocuk neşesi ,yaramazlığıyla ,kahkalarıyla şenlenirdi.Akşamları yemek sonrası çay festivali olur ,komşular gelir sohbetler demin dibine vururdu.Ben çok keyif alırdım büyüklerin hikayelerinden,yaşamlarından anlattıkları belkide beni hamur gibi yoğuruyor ve o hayatlarla,hikayelerle pişiriyordu.Hem yaramaz bir kız çocuğuydum hemde olgun bir bayan nedense hep iki kişilik vardı içimde belkide doğduğum aydan dolayıydı evet evet ben ikizlerim :D bu yüzden bir yanım şımarık kız çocuğu bir yanım hüzünü ,hazanı barındıran olgun bir kadın...Ama ben her ikisinide seviyorum.Belki bu yüzdendir  hayata iki yönlü bakışım. ...Yahu ben çocukluğumu anlatıyordum nerde kaldım evet evet o yaramaz kız çocuğu ağaçlardan aşağı inmeyen ,ağaş dallarında sanki akrobasi yapan bazen düşüp yere çakılan o yaramaz kız çocuğu ...Bilmem içinizde yapan oldumu hiç bahçede bir poşetin üstüne ekmek koyup annemin bulaşık leğeniyle kuş yakalamaya çalışan ben ve kardeşim.Ama hiç bir zaman yakalayamayan ...ne olurdu yakalasaydım onu koynumda beslerdim evet evet işte buydu isteğim..Akşam babamın gelişini beklerken yaramazlıktan bir harab düşmüş televizyon karşısında sızan ben ...En çok babamla film izlemeyi severdim.Kovboy,Amerikan ve yerli Türk filmleri...Türk filmleri duygusal yanımı tamamlıyordu diğerleri ise hayat ve hayal dünyamı genişletiyordu.Soğuk kış günlerinde soba üstünde kestanede ne güzel giderdi film izlerken :D ...helede benim sobanın arkasındaki minderlerden yapmış olduğum köşe ohhhh keyfime diyecek yoktu.Ah anılar ah çocukluğum neler neler yaşadık ,neler neler gördük hani bazen düşünüyorumda dünyaya geldiğim dönem bence iyikide gelmişim dediğim dönem işte ...neyse nerden geldim sohbete  işte öyle (✿◠‿◠)Hazan Mevsiminde 

Bu arada en sevdiğim kovboy filmi İyi,kötü,çirkin ;) 

29 Eylül 2014 Pazartesi

AŞK KALEME DEĞİNCE - XVII ♥




 


Uzaklardan bir ses olmanı isterdim, bir selam, bir nefes...

"Üşüme" diye seslenmeni isterdim... Bir el olmanı isterdim, bir kol..."Özledim" deyip sarılmanı... En karanlık yerinde düşlerimin çıkıp gelmeni isterdim. Kınalı bir bahar gibi, umut ışığı olmanı isterdim hayatıma...

Gelseydin ve yaslasaydım başımı omzuna, ağlasaydım doya doya.

Geçerdi üşümesi yüreğimin, geçerdi üşümesi içimin, kirpiklerimde yağmurlar dumanlanmazdı  biliyorum...

Seninle suları yeşil bir ırmağın kıyısında buluşmak, saçlarının kokusundan öpmek, içime çekmek ve serin soluğundan içmek, sana sarılmak, kucaklamak, uçmak isterdim..

Ama nafile, aramızdaki bütün yollar kapalı... Bütün dallar kesik...

Yokluğun buz gibi soğuk... Üşüyorum... Yüreğim de donmuş sanki. Gözlerimde...

Ateşler içinde bedenim... Öyle bir üşüme ki, hiç bir şey ısıtmıyor artık. Bütün uzuvlarım uyuşmuş. Ezip geçiyor ruhumu acılar...

Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi. Kirpikleri kırılan bir zamanın teninde, ağrılı şiirler topluyorum gecelere şimdi... Bilirim, sevmek ve özlemek bir ateşe dokunmaktır; yakmaktır yüreğini yangınlarda. Ama ben üşüyorum. Yokluğun buz gibi soğuk. Yakacak bir şeyimde yok.. 

Ağlıyorum, buza dönüşüyor gözyaşlarım.. Ağlıyorum, akıp gidiyor gözyaşlarım çağlayanlara… Bakakalıyorum ardından çaresiz…

Ah! bir el olsan dokunsan alnıma, okşasan saçlarımı bir anne şefkati gibi.. Geçerdi ağrısı başımın, geçerdi biliyorum... Bir gül olsaydın bahçemde, koklasaydım nefes nefes, çekseydim içime derin derin... Bir göz olup baksaydın gözlerime, çekip alsaydın içindeki hüznü... Ah! bir bilsen nasıl  sevinirdi yüreğim, nasıl sevinirdi dudağımdaki gelincik, kapımdaki  akasya...

Susuyorum artık derin derin...

Ve sessizce soluyorum bir hazan yaprağı gibi...

Oysa ne kadar çok hasretim konuşmaya, anlatmaya anlaşılmaya... Oysa ne çok istiyorum, tüm bedenimden söküp almanı yalnızlığımı, hicranımı bir tılsımla...

Yüreğim kan revan, dikenler acımasız, ayaklarım kırık koşamıyorum artık doruklara, menzil uzak...

Gel !..

Yüreğim ol seher gülüm, her ölümümde bana yeniden hayat ver.

Elim ol, ayağım ol, canım ol... Gecem - gündüzüm ol...

Ağlayan gözlerim ol her damlada yeniden doğur beni yeniden doğur umudumu. Her öldüğümde yeniden dirilt ki, seni ne kadar özlediğimi anlatayım, ne kadar çok sevdiğimi ...

Önce sen gel sevdiğim solmadan resimler, şiirler sislenmeden...

İslenmeden geceler ...

Sonra ölüm gelsin...

Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi.

Duy beni:

Giderken söylediklerin, 
Bende halâ yürek yarasıdır
Ve unutma ki ayrılık

Her aşkın yüz karasıdır..   




__Güvercin eyledim yüreğimi __ tekrar yayınıdır :)

Lovely White Dove Couple                                                            First comes love.  O how sweet it is. (part 1)   


Sevgilim yar'alarıma tuz sepeledi, unutmıyayım onu hep



anayım diye.


Oh ne hoş etti, her anımı onunla etti.

------------------------
 

Yarasına tuz basılmış bir kuşum


Sanaydı son sabrım, son uçuşum


Bakışın namluydu dillerin kurşun



İşte öldüm


Daha vuracak mısın?




Güvercin eyledim yüreğimi



Göğün mavisine boyadım


Açtım kapıları sonuna kadar


Sana yolladım


Daha duracak mısın ?




Bahar eyledim gözlerimi


Hüzün duruşunu sakladım


Canımı yaksan da nereye kadar


Külümü yandım


Daha yakacak mısın ?




Eşkiya eyledim yüreğimi


Gecelerine durdum


Gözyaşım süzüldü sabaha kadar


Sana beni sordum


Daha susacak mısın ?




Ez yüreğimi ellerinin içinde


Bu ayrılık “senin suçun” de


Kaç kere sabahın üçünde


Götürüldüm asıldım


Daha asacak mısın ?




Kanasın içimde eski bir yara 


Vuslat kalsın başka bahara 


Güvercin yüreğim bir kere daha 


Ölmeye kaldım 


Daha atacak mısın ?